Girişimcilik ve Kişisel Marka Yönetimi

Kişisel Marka

“Ne satarsan sat, kendini satarsın”

Çocukluğumuzdan başlamak üzere, her an kendimizi sattığımızı aslında farketmemişizdir. Almak istediğimiz sonuca yönelik yaptığımız her hareket, kendini satma eyleminin değişik metodlarıdır. Daha bebekken, güldüğümüzde veya ağladığımızda ebeveynlerimizin bizim her istediğimizi yaptıklarını farkederiz. O andan itibaren ebeveynler için zor bizim içinse kolay bir süreç başlamış demektir. Artık kendimizi satabilmenin ilk adımını atmış bulunuyoruz. Okula başladığımızda, okumayı söktüğümüz anda taktığımız kurdela da satışın ön hazırlıklarının armağanı. Okul yaşamı boyunca sürekli yaptığımız satış faaliyetlerinden birkaç örnek:

  • Birkaç puan daha yüksek alabilmek için öğretmenle bir bağ kurmak,
  • Arkadaşlar tarafından daha sevilen biri olmak için yaptığımız hareketler,
  • Okulun kantincisiyle (belki daha iyi ürün almak amacıyla??) samimiyet,

İster öğrenci, ister iş yeri sahibi veya bir yerde çalışan olalım, bir bireyden ziyade aslında hepimizin birer marka olduğunu anlamamız işimizi kolaylaştıracaktır. Kişisel anlamda marka olmak denince herkesin aklına sanatçılar geliyor. Kesinlikle yanlış. Hepimiz birer markayız, hepimizin mevcut müşteri kitleleri, muhtemel müşterileri var. Önümüzdeki her potansiyel, bizim satış imkanımız. İş yerimizde daha iyi bir pozisyona gelmek, vermekte olduğumuz hizmet veya ürünü daha iyi pazarlayabilmek, okulumuzu bitirdiğimizde iyi bir işe sahip olmak için kişisel markamızın önemi büyük. Şirketleri ile özdeşleşen kişilerle hep aynı şeyi tartışıyoruz, şirketler, markalar, iş yerleri geçici, ama kişisel markanız siz ölünceye kadar kalıcı. (hatta belki ölümden sonra da!)

Peki nedir bu kişisel marka yönetimi?

 

Kısaca özetlemek gerekirse, olmak istediğiniz sizdir. Burada kriterleri aslında siz belirliyorsunuz. Hangisini daha çok istiyorsunuz? Para? Mevki? Mutluluk? Başarı? Kariyer? ve daha birçoğu… İlk öncelikle buna karar verdikten sonra, amacınızın bir kısmını belirlemiş oluyorsunuz. Karar vermeniz gerekenlerin ilki aşağıdaki matematik formülünde gizli:

Olmak istediğim – Mevcut durumum = Yapmam Gerekenler

Yapmam gerekenler çok geniş bir başlık. Bu aslında neler yapmanız gerektiğinin listesi olacak. Bunun içerisinde neler olabilir? Kişisel gelişim, alınacak eğitimler, katılınacak seminerler, markanızın dış görünüşü için yapacağınız görsel ve yazılı çalışmalar, sosyal medya,….. “Yapmam gerekenler” başlığı aslında gideceğiniz yolu gösteriyor. Ama bu yolu en kolay ve en kısa hale getirmek de sizin elinizde, zorlaştırmak da.

Her sayıda bu adımlardan bir tanesini olabildiğince ayrıntılı olarak sunmaya çalışacağım. Olmak istediğiniz kişi, marka veya durum aslında birazcık tahmine de dayalı. Ama en önemlisi sizi mutlu edecek bir nokta olmalı ki yaptığınız herşeyden keyif alın. Çünkü eninde sonunda o noktaya ulaşacaksınız ve orada olmanın keyfini çıkaracaksınız.

Matematik formülüne geri dönersek, sonuca ulaşabilmek için amacımızı belirledikten sonra (amaç belirlemeyi de önümüzdeki sayıda inceleyeceğiz.)  ikinci bilinmeyen, mevcut durumumuz. Şu anki durumumuzu çok iyi anlamalıyız ki, amacımıza uygun adımlarımızı belirleyebilelim. Kendini incelemek gerçekten çok zor bir süreç. Burada hepimizin düşeceği yanılgı, kendimizi tam göremememiz. Ya kendimize çok katı ya da çok yumuşak davranırız. Her ikisi de mevcut durumumuzu anlamamızı engelleyecektir.

10

Yorum Yok

    Yorum Bırakın

    1 × five =