İş İnsanı Markası ve Sosyal Medya

İş İnsanları için Kişisel Marka ve Sosyal Medya

“İş İnsanları için Çok Önemli Mecra: Sosyal Medya”

Marka ne demektir? Markalaşma ne demektir? Markalaşmak ne demek değildir? Konumlandırma? Kurumsal bir kimlik oluşturmak nedir? Sorularının cevabını iş insanları olarak bilmemiz gerekiyor. Bu nedenle başta üniversiteler olmak üzere, belki lise ve daha önceki eğitim kademelerinde markanın ve markalaşmanın anlatılması gerekiyor. Üniversitelerde, 5 yıldır vermekte olduğum seminerlerde, kişisel marka olmayı anlatıyorum. Üniversiteli arkadaşlarıma bu seminerlerde nasıl marka olacaklarını, adlarını nasıl marka yapacaklarını ve sonradan kendilerini nasıl satabileceklerini anlatıyorum. (Seminerin konusu “Sat Kendini” ) Bunun uzun soluklu bir iş olduğundan ve çok emek istediğinden bahsediyorum.

İstesek de istemesek de aslında hepimizin bir kişisel markası var. Ama bunun farkında mıyız? Yönetebiliyor muyuz? İstediğimiz yerde mi?

Kişisel marka yönetimi, çok iyi planlanmış bir algı yönetimi. Kişisel markanız bir anlamda karşınızdakinin sizi nasıl algıladığı. Ya da bir başka bakış açısıyla, sizin kendinizi bir başkasına nasıl algılattığınız da diyebiliriz.

Bu marka sizin sahip olduğunuz maddi ve manevi herşeyin bir bileşkesi, sürekli geliştirilmesi ve izlenmesi gereken bir olgu. Yönetimi gerçekten zor ama faydası da bir o kadar fazla. Uzun bir yol, zor yıllar ama sonunda başarıya ulaşma olasılığı çok yüksek.(genellikle yolda bir şaşma olmazsa neredeyse kesin diyebiliriz) Sabır istiyor, vazgeçmemek gerekiyor, özetle stratejiyi kökten değiştirmemek lazım. Ancak ufak değişiklikler kabul edilebilir diyebiliriz.

Kişisel marka olma ve bilinirliğini arttırma süresini belirli ölçülerde kısaltmak için belirli metodlar var, ancak çok da kısalmayacaktır. Basında yer almak, sosyal medyada çok etkin olmak, dernekler ve meslek gruplarıyla iyi ilişkiler kurmak bu yollardan bazıları.

İş hayatınızda görüştüğünüz herkes, aslında başta sizin markanızla karşılaşıyor. Bu nedenle de, bu görüşmeye başlama anı itibariyle, öne geçeceğiniz unsur kişisel markanızın gücüdür. Biz toplantılara katılmadan önce, görüşeceğimiz  kişilerin isimlerini biliyorsak, ağır bir araştırma yapıyoruz. Burada bulduğumuz tüm doneler aslında o kişilerin kişisel markaları. Başarılı bir kişisel marka oluşturmak için, ilk önce sadece bir konuya odaklanmalı, o konuda uzmanlaşmalı, bu konu araştırıldığında adı geçen belki de ilk on kişiden biri olmalısınız. Bir konuda uzman olmak için, yeteneğe ihtiyacınız mutlaka var ama çalışma ve bilgi ile bu konuda eksiklikler giderilebilir. (yetenekteki eksiklikler çalışma ile giderilebilir!)

Bu yazımda kişisel marka olmak ve yönetmek anlamında üzerinde en çok durmak istediğim konu sosyal medya. Eskiden ünlülerin daha çok başvurdukları metod olan yazılı ve görsel basın, (geleneksel basın da diyebiliriz) yerini biraz sosyal medyaya bırakmış gibi gözüküyor. Monologların devri yavaş yavaş bitiyor, yerini diyaloglar alıyor. Sosyal mecrada sizi takip edenleri ilgilendiren bir konuda görüşünüzü paylaşıyorsunuz,  yüzlerce hatta belki binlerce kişi bunu kendisini takip edenlere de iletiyor, tekrarlıyor veya görüşünü bildiriyor. Bu sayede inanılmaz bir etkileşim oluşuyor, üstelik ölçümlenebiliyor. Bu yorumlar ve geri bildirimler sayesinde de kendinizi daha iyi analiz etme imkanınız oluşuyor. Bu etkileşimleri incelemek, içeriğinize yön vermenize de yardım ediyor. Hangi yazdığım daha çok ilgi çekmiş, hangi resim daha çok beğeni almış?  Bu arada tabii ki bu sayılar, takipçi sayınızla da ilişkili. Takipçi sayınızın fazlalığı elbette markanızın gücü ile orantılı ancak bu sayıyı arttırmak için doğal olmayan metodlar kullanmak maalesef ki markanıza yarar sağlamıyor tam aksine zarar veriyor. (Kullanıcı satın almak, daha çok ilgi çekiyor diye olduğunuzdan farklı davranmak gibi faaliyetlerden söz ediyorum.) Sizi gerçekten olduğunuz gibi kabul edip takip edenlerle hem etkileşim kurmanız kolay hem de bu etkileşimleri yönetmek…

En önem verdiğim araçlardan biri de Twitter’dı. 140 karakterlik mesajlarınızı,  sadece sizi takip etmek isteyenlerin görebildiği bu platformda, aslında her şey kişisel markanız için hem çok kolay hem çok zor. Doğru mesaj, doğru zamanda, doğru hedef kitleye verilebilirse çok faydalı olduğunu zaman içinde göreceksiniz. (Biraz önce bahsettiğim doğal yolla oluşan kitleden kastım buydu.) Yapılacak hataları yönetmek de gerçekten çok önemli bir süreç. Bu yönetimle ilgili elimizde çok sayıda örnek mevcut. Yapılan hataya bir de yanlış bir cevap verilir ise olay iyice içinden çıkılamaz hale geliyor.  Her dakika insanların önünden yüzlerce belki binlerce tweet geçiyor ve aradan sadece içeriği sağlam olanları okuyorlar. Okunan tweetler arasına girebilmek hem takipçi sayınızı arttırıyor, hem de kulaktan kulağa yayılma ile kişisel markanızın bilinirliğini arttırıyor.

 

Peki kişisel markam için sosyal medyayı nasıl kullanacağım?
Birçok iş veya kabiliyet sahibi olabilirsiniz ancak hepsine aynı anda içerik üretmek hem çok zor hem de takipçi açısından çok dikkat dağıtıcı. Dürüst olmak gerekirse, ya çok işinize yarayacak ya da çok mutlu olacağınız bir yönünüzü baskın hale getirmek sosyal medyada çalışıyor. Bu konu hakkında içinizden gelenler, araştırdıklarınız ve okuduklarınızı paylaşmak markanızı güçlendiriyor. Takipçi kitlenizin kafasında nasıl bir algı yaratmak istediğinize karar vermek atılacak ilk adım. Twitter için günlük en az 2-3 weet atmak, hesabınıza özen gösterdiğinizi takipçilerinize bildirmenin ilk adımı. Bu arada profesyonel bir profil fotoğrafı, sizi takip edebilecekleri tüm mecraları bildiren bir ön yazı ve tabii ki sizi anlatan kısa bir-iki cümle. (burada kısıtlama olduğu için en uygunlarını seçmek daha doğru olacaktır.) Devamında sosyal medyanızı yönetmek için destek almak da faydalı olabilir. Çünkü çok takipçili hesabı yönetmek iş insanları için biraz zorlaşmaya başlıyor. Günlük girilen içerik sayısı azalıyor, cevap süreleri uzuyor ve takipçi de bunu mutlaka fark ediyor. Ancak sizin yerinize birinin cevap vermesi de gerçekten zor ve bir yandan da tehlikeli. Bunun orta yolunu bulmak gerekli. Ayrıca sosyal medya maalesef ki sinirlerinize hakim olmanız gereken ve gerektiği yerde süratli ancak bazı durumlarda da sakin olmanız gereken bir mecra. Bunun ayarını bulmak biraz zaman alıyor ancak sonunda alışılıyor. Kişisel markanızı oluştururken sabırlı olmanız gerektiğini söylemiştim, bu sosyal medya için de geçerli. Sosyal medyada kişisel markanızı konumlamanız, bir yerlere getirmeniz ve iyi etkileşim alabilmeniz için çok sabırlı olmanız gerekiyor.

Elinizdeki en değerli varlığınız kişisel markanız. Bunu güçlendirecek, size yarar sağlayacak veya önceki paragraflarda dediğim gibi sizi mutlu edecek hale getirecek olan da sizsiniz. Yardım edenler olacaktır ancak eninde sonunda sahibi sizsiniz. Kişisel markanızı ileriye götürdüğünüz her adımda çok mutlu olacağınızı da şimdiden garanti edebilirim.

Kişisel markanızı güçlendireceğiniz ve bununla mutlu olacağınız zamanlar diliyorum.

2

Yorum Yok

    Yorum Bırakın

    9 + thirteen =